istanbul modern etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istanbul modern etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Evimizdeki Anlamsız Objeler Silsilesi Vol 2.

6 Haziran 2010 Pazar


Son zamanlarda Efes Pilsen sponsorluğunda takılıp evde tavanı dikkatli dikkatli izlemek gibi bir hobi edindiğimden, evimizdeki abuk subuk objeleri daha bi itinalı seçebilmeye başladım. Aslında bu yazı ukala ukala dolabımla duvarın arasında duran ve kapım her kapandığında düşen dallama t cetveli hakkında olucaktı. Siyasal mezunu bi kişi olarak odamda en ufak bir yeri olmayan bu cismi defetme isteğim mesleğini 15 sene evvel bırakmış anam tarafından “Bana lazım o, dursun” feveranları eşliğinde reddedildi. Hayalperest dananın teki olduğum için belki anam 60 yaşından sona bi gökdelen filan çizer; biz de ihya oluruz diye düşünerek ilişmedim kendisine ama pek yüz göz de olmadım. Merhaba-merhaba o kadar.




Neyse onu mu yazsam filan diye düşünürken bu aralar sevgiye ve ilgiye ihtiyaç duyduğumdan mıdır nedir bir anda arkadaşımın rujunun fazlasını aldığı eski makale çarptı gözüme. Bu garabet şeyi atmayıp; İstanbul Modern’e “love of science” adı ile yollamayı düşünüyorum. Üzerinde nal kadar “Artık İçimdesin” yazan bi tabelayı duvara astıklarını gördükten sonra bu eserin de orada hak ettiği yere ulaşacağına inanıyorum.

Ha bu arada buradan Google’da “entel sevişmeli porno” diye arama yapıp; ne alakaysa buraya yönlenen kişi veya kişilere seslenmek istiyorum: Resimdeki “dodak” lar bana ait değildir, abuk subuk şeyler yazıp adamın asabını bozmayın.

Entel Olmak Çok Pahalı Vol.2

30 Eylül 2009 Çarşamba

Hamza tabiyatlı bir insan olmama rağmen entel olma çabalarım hızla devam ediyor. Bugün “hep gitmek istenilen ama vakit bulunup gidilemeyen yerler” kontenjanından İstanbul Modern’e gittim sayın okuyucu. Resimler, heykeller ve özellikle de vidyo enstalasyonları beni benden aldı. Tamam o kadar da öküz değilim bir kısmını anladım hatta bayıldığım eserler de oldu ama genel olarak san’attan zerrece anlamadığımı bir kez daha acı bir şekilde tecrübe ettim. Mesela bir vidyoda beyaz zemin üzerinde zıp zıp zıplayan ve blöp blöp sesler çıkaran yeşil bir cisim vardı. Savaşla ilgili olduğu filan yazıyordu açıklamada. O vidyoyla savaşı o kadar çok bağdaştırmak isterdim ki sayın okuyucu bilemessin. Diğer bir vidyoda sanatçı bir odanın içinde her yeri öpüyordu. Bildiğiniz koltuk, parke, kırlent, duvar her şeyi ama..
Bu arada Sarkis’in 11 eylül 2009 – 10 ocak 2010 tarihleri arasında İst Modern’de sergilenecek olan Site isimli sergisine de değinmeden olmaz tabi. Siz hiç kabusunuzun içine girdiniz mi sayın okuyucu? Ben girdim. Bole deli deli resimler, manyak bir ışıklandırma, odacıklarda hört diye karşınıza çıkıveren askıdaki korkunç kıyafetler. Ben hayatımda bu kadar tedirgin olmadım lan! Ama güzel ve farklı, rahatsız edici ama zevkli.
Ancak sadece ben değil sanırım bizim millet genel olarak modern sanattan anlamıyor. Zira müzeyi gezenlerin büyük çoğunluğu yabancıydı. Allahım öyle güzel müze geziyor ki adamlar not alanı mı dersin her resmin önünde 15 dk takılanı mı dersin.
Sonrasında ise artık entelliğin dibine vurup Sıraselviler’de duvarları pespembe disko toplu tarif edecek kelime bulamadığım adını da şu an hatırlamadığım efsane bir mekana gittik. Onu da sonra anlatırım.
İstanbul modern’e gitmek isteyen kişilere tavsiyeler:
- Perşembeleri beleş
- Kafesine paranız yoksa takılmayın. Çok güzel ama çok kazık. Sallama çay 6 lira (Burası İstanbul diyenin ağzını kırarım!). Ha hediye mağazası da pahalı
- Çocuklar için eğitimleri var. Minik yavrularınızı götürün bakın anamız babamız bizi götürmedi biz böyle öküz olduk.
- Eserleri daha iyi algılayabilmek için kafanız güzel gidin (eşeğim lan ben!) ya da gitmeyin ne bileyim.
Son olarak yazımı bir şiirle sonlandırmak istiyorum:
Bugün anladım ki
Ne yaparsan yap
Sanat olabilir
Dilerim ki
Bir gün ben de
Anlarım tüm o
Resim, vidyo ve enstalasyonları

Ha bide arkadaşlarlan karar verdik bizde sanat yapçaz.


Reblog this post [with Zemanta]