sevgilinin yurt dışına gitmesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sevgilinin yurt dışına gitmesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Birileri gider birileri kalır

14 Eylül 2009 Pazartesi

Google’ dan arama yapan ve buraya yönlenen kişiler genelde 2 konuda bilgi almak istiyor. Yüksek lisans muhabbetleri ve sevgilinin yurtdışına gitmesi. Yüksek lisans konusunda yeterince kafa ütüledim zaten artık yazacak bir şey de kalmadı ama göt gibi arkada kalmak konusunda deneyimliyim. Bu engin bilgi birikimimi siz sevgili blog okuyucularıyla paylaşayım istiyorum. Belki böylecene vatana millete bir faidem dokunur.
Eğer sevdiceğinizi dünyanın bi ucuna master yapmaya, çalışmaya, Erasmus’ a uzun süreli olarak yollayacaksanız bir göz atın aşağıdaki maddelere:
• Manitanız ne kadar zaman için gidecek? 3-5 ay diyeniniz varsa lütfen bi sittrin gidin adamın asabını bozmayın. 5 ay diyo ya! Bak hala! Bir yıl ve üstü ve hatta süresi belirsiz olanlar siz kalın.
• Sype yükleyin, kulaklık mikrofon filan alın adam gibi. Evde diğer kardeşlerle didişmek istemiyorsanız kendinize özel bilgisayar edinin ya da bilgisayarı size daha yakın bir yere taşıyın. Saat farkı varsa aranızda gecenin bir yarısı kardeşinizin odasında rahat konuşup yazışamazsınız.
• Aranızda sağlam (bak gerçekten sağlam diyorum) bir güven ilişkisi yoksa gitmeden bitirin ilişkinizi. Paranoyalarla birbirinize yazık edersiniz.
• İmkanınız varsa gitmeye çalışın, gidecek kadar para bulamıyorsanız en azından para biriktirin bu parayla sevdiceğinizin bilet almasına katkıda bulunabilirsiniz.
• Kendinize yeni meşgaleler bulun, kafanızı dolu tutun.
• Sevgilisi 1 haftalığına filan şehir dışına gidecek diye ağlaşanları dövmeyin. Çok zor biliyorum ama yapmayın.
• Karşınızdaki insan yeni bir ortama adapte olmaya çalışacağı için sizinle ilgilenemeyecek hazır olun. Siz gece 3’e kadar uyumayıp bekleseniz de hep yapacak işleri, gidecek yerleri olacak. Alışın, kendinize ait amaçlar bulun, bişeyler yapın işte lan!
• Boş hayaller kurmayın. Ders notlarınız ortalamaysa, paranız yoksa, yurtdışında iş bulma şansınız yoksa. Kısacası hayatta ortalama bi insansanız onun yanına gitme hayalleri kurmayın. Sonra çok kötü kıç üstü oturursunuz.
• Gittiği için kimseyi suçlamayın.
• İnternette gittiği şehirle ilgili bişiler okuyup ona akıl vermeyin, yaşadığı ortamı sizden daha iyi biliyor.
• Ne kadar internette konuşursanız konuşun sizden uzaklaşacak ister istemez. Olayın bütün zorluğu da burada başlıyor zaten. Bunu bilin peşin peşin. Sonra üzülmeyin. Birşeyler devam ettirmek için buradakinden kat be kat fazla enerji harcamanız lazım. Bu emeği sarf edebilecekseniz, geride kalan olmak çok koyuyo olsa da devam ettirebilecekseniz, değil ikinci onikinci plana atıldığınızı hissetseniz de “bu da geçer” diyebilecekseniz devam edin.

Başka sorusu olan?

Bye Bye Love..........

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Bye byeImage by -Ant via Flickr

Uykum var. Sevgilimi Amariga'ya gitmek üzere sabahın köründe yolcu ettik...Kendisi bu sefer bayaa uzun kalacak. Bu sebeblen:

Bye bye, love.
Bye bye, happiness.
Hello, loneliness.
I think i'm a-gonna cry





Reblog this post [with Zemanta]

AQ Yurtdışı

19 Temmuz 2009 Pazar

Yurtdışı ole bişey ki benim için sevgili okur. Nası anlatsamki…
Bi türlü para denkleştirip gidememektir yurtdışı. Kafana yatan bi program bulsan paranın ya da zamanının olmamasıdır, olduramamaktır. Feysbukta lisede tanıdığın eziğin Prag, Barselona, Paris albümlerine “Way mna koym!” diyerekten bakmaktır.Hiç yurtdışında bulundunuz mu sorusuna kısa ve umursamaz bir hayır cevabı vermektir yurtdışı. Hep arkada kalan, bekleyen olmaktır. Sevgilinin gitmesidir, sevgiliyi beklemektir. Sevgilinin fotolarına bakıp kewaşe Korelinin tekiylen sarmaş dolaş fotolarını görüp kahrolmaktır yurtdışı…Mna koyim yurtdışı, mna koyim Koreli kaltak.

PiEs: Bu yazı yurtdışına sevgilileri gitmiş ve göt gibi kalmış tüm manitalara ithaf edilmiştir.

Time goes by so slowly

26 Mayıs 2009 Salı

Bloga Hintli girmiş lan! Aneem meşur mu oluom lan yoksa. Bu arada Hinli arkadaş! "Namaste Bebişim!". Orda saat kaç şimdi.? Bu soru son zamanlarda hayatımın çok büyük bir kısmını kaplamaya başladı. Sevdiceki Amarıga'ya yolladığımdan kelli böyle. Sabah kalkıyorum 7.00 de (am) direk bilgisayarımı açıyorum. İşe gitmeden o arada konuşabiliyoruz bir de akşamüzeri 4.oo gibi (pm:). Fakat hala bu saat farkı olayına aklım eremedi; kafam da almıo. Nası oluo lan?. Yani nası olduğunu coğrafi olarak biliom da reel anlamda nasıl oluyorda oluyor yani. Bence 21. yüzyılda hala saat farkı gibi şeylerin yaşanması çok yanlış. Bi çözüm getirilmeli yaane (sarışın değilim ben bu arada)

Demem o ki insanın sevdiğiyle arasına mesafelerin yanı sıra bir de saat farkının girmesi çok fena. Sanki iki ayrı galakside yaşıyor gibiyiz. Orada gündüz burada gece, orda zenci var burada yok falan. Matematiksel anlamda tam bir dangoz olduğum için blogun altına 2 saat koydum biri O'nun olduğu yerin diğeri buranın zamanını gösteriyor..Tek ortak noktaları ikisinin de çok yavaş ilerlemesi.

Hem ben daha zaman kavramına bile bir anlam verememiştim ki...Nası tanımlayabileceğini. Hissedemiyorsun ama geçiyor gidiyor biliyorsun. Dur Vikipedi'ye bakim...Baktım diyor ki: "Zaman, ölçülmüş veya ölçülebilen bir dönem, uzaysal boyutu olmayan bir kontinyum."..Hee sağol be anam..Çok yardımcı oldun valla. Böle kontinyum şeylerle uğraşamıcam..Nese can eriği kadar beynimi bunlarla yormayayım. Saat burda 10 orada iki neyse yatayım ben. Belki karga bokunu yemeden konuşabilirm iki gözümün çiçeğiyle