Evde Tek Başına

18 Ağustos 2009 Salı

Anamlar beni bırakıp yazlığa gettiler. Evde yapayalnızım sevgili okur. Tüm arkadaşlarım işinde gücünde olduğu için gündüzlerimi çoğunlukla tavana bakarak değerlendiriyorum. 12-1 gibi uyanıp spora gidiyorum. Sonra gelip yemek yapıyorum, yemek yaparken sanki bir yemek programındaymışımcasına tarifler veriyorum, kendi kendime şakalar espriler yapıyorum.
“Yemek pişirirken mutlaka yakınınızda sıcak su bulundurmaya çalışın, bu arada bu yemeğimizde soğanı çiğden koyuyoruz kavurmuyoruz..”
Akşamüstü bir arkadaşımı filan arıyorum akşam gelip kalması için gelirse akşamları muhabbet edip “Yemekteyiz”i izliyoruz.
Tüm bunların dışında kalan zamanımda “duruyorum”. Eşşek gibi çalışarak geçirdiğim bir yılın neticesinde geldiğim bu durumdan azıcık zevk alsam da içten içe kendimi sıkıcı ve işe yaramaz hissediyorum. Ha bi de milletin feysbuktaki fotoğraflarına bakıyorum. Tatile gidenler, doğumgününü kutlayanlar, İstanbul’un hiç gitmediğim yerlerini gezenler. Onlara kısaca “yaşayanlar” diyoruz. En sevdiğim yaşayan feysbuk profilleri yaklaşık 30 tane albümü 30000 tane fotoğrafı olan profiller. “lise mezuniyeti”, “ilkokul “, ”Ercan düğün”, “kardeşimin sünneti” isimli albümler beni saatlerce oyalıyor. Lan albüm diyince eskiden de ansiklopedi okurdum bole saatlerce o geldi aklıma (kaplanı oku, ordan kaplumbağaya geç, kapan modellerine bak böyle giderdi bu). Neyse teşekkürler hayatının her milisaniyesini feysbukta paylaşan topluluk, hayatıma anlam kattınız.
Evet sıkıcı lan benim hayatım. Hatta eğlenmek neydi onu bile unuttum. Evde karılı kızlı parti vermeyi düşündük ama gelecek katılımcı kişi sayısı 5 i bulamadığından 1 şişe votka alıp içme kararı aldık. Bunu da bulamayanlar var. Ya votka da olmasaydı?
PiEs: Komikli olmuyo son zamanlarda yazılar pek. Kusura kalmayın.

Bye Bye Love..........

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Bye byeImage by -Ant via Flickr

Uykum var. Sevgilimi Amariga'ya gitmek üzere sabahın köründe yolcu ettik...Kendisi bu sefer bayaa uzun kalacak. Bu sebeblen:

Bye bye, love.
Bye bye, happiness.
Hello, loneliness.
I think i'm a-gonna cry





Reblog this post [with Zemanta]

Being Torpah Ağa

10 Ağustos 2009 Pazartesi
Evet kendini genç hissedenler. Yaşınız 70 ve üzeri mi? Liseli küçük kızları gördüğünüzde içiniz pır pır ediyor mu? Bi bok yiyemeyeceğinizi bilseniz bile iğrenç fenteziler kuruyor musunuz? Bok gibi paranız, boyunuzca çocuklarınız var mı? Bu sorulara evet cevabını veriyorsanız, Torpah Ağa'nın taktiklerine kulak verin.

-Küçük bir kız alınır (mümkünse ole çok okumuş çok yazmış olmasın, ole aşırı güzel de olmasın, fazla göze batmasın). Ha "alınır" derken paray..öhö yani "ailesinin onayıyla" alın.
- Kıza ewlenmeden önce ona ne kadar para verebileceğinizi mutlaka gösterin. Evlendikten sonra da para verin, bolca para verin..
-Olayı çevrenizde acayip bulanlar olacaktır.Bi kaç yawşak gazeteciye röpotaj verin. Olayı sizin ağzınızdan dinlemeleri gerektiğini söyleyin. Onlar sizi yeteri kadar yağlar.
-Herkese bu olayın gayet normal olduğunu anlatın. Hatta olayın normalliğini vurgulamak için mümkünse ergenlik çağındaki bir torununuzu asker arkadaşınızla nişanlayın.
-Kutsal kitaplardan örnkler verin. Kuran deyin, peygamber efendimiz deyin, dinimiz amin deyin.
-Kendi reklamınızı yapmayı unutmayın. Netçede sizde bir irgengsiniz. Pipinizi anlatın, nası güçlü olduğundan bahsedin. İsterseniz bi atı bile zikebileceğinizi anlatın. Bunun size verilmiş bir ayrıcalık olduğundan dem vurun. Özel olduğunuzu vurgulayın. Hem böylelikle diğer hatunlara da kendinizi pazarlamış olursunuz. Onlarda bu doğaüstü pipiden nasiplerini almak için size 2.,3. ve 4. karı olmak için sıraya geçerler, yedek klübesinden isterik çığlıklar atarlar.
-Kızın rızasından bahsedin aslında reşit gibi de ama değil gibi de filan diye saçmalayın.

Şimdi kaptınız mı taktikleri? Haydi amcalar, dedeler lise önlerine..Kalp ilaçlarınızı almayı unutmayın. Ya da unutun almayın müsait bi yerde ölün lan! Çükünüzü de ölünce pamuk diye götünüze soksunlar. Anca diner doymaz iştahınız!..

Merak ne güzel şey...


Bu resimde görmüş olduğunuz Kevin Bacon-David Bowie kırması abi Gary McKinnon İskoç bir bilgisayar sistemleri uzmanı. Aslında okulla arası pek eyi değilmiş 17 yaşında okulu bırakıp berberlik yapmaya başlamış. Fekat sonradan tamamen arkadaş gazına gelip bilgisayar eğitimlerine filan katılan McKinnon sonunda Londra'da bir şirkette yönetici olmuş. Buraya kadar bir başarı hikayesi diyebiliriz. Hatta bırava Gericiim diyorum buradan kendisine. Fakat bu geri kısa sürede ilgisini bilgisayar sistemlerinin açıklarına çevirmiş. UFO'larla alakalı bilgilere bakacam diye ABD'nin top secret dosyalarını hacklemiş ve dünyanın en muazzam hackerlık eylemini gerçekleştirmiş...ABD'de cezası müabbet hapis ve 2 milyon dolar da tazminat. İşin en kötü tarafı Brityanya bu dallamayı ABD'ye iade etmeyi kabul etti.

Aklıma takılan ilk şey "lan bu kadar kolay mı bu sistemleri kırmak?". Ki herif dikkatınızı çekerim öyle bilgisayar mühendisi, yazılım bilmemnesi filan değil. Sonadan birkaç yerde eğitim almış. Bu durumda msn history nizi okumaya and içmiş abiniz, şirketlerde mesaisini milletin hangi sitelere girdiğini öğrenmeye adamış bilgi işlemciler filan Pentagon'u patlatabilir rahatlıkla.

Öteyandan şimdi bu gariban hayatına beberlik yaparak devam etseydi ne olurdu. Huzurlu, mutlu bi hayatı olurdu. Akşam çıkardı işinden giderdi pabına, bi kazma diş ingiliz hatun bulur ona takılırdı. Ha komşuları röntler miydi? Elbette..Çünkü merak damarlarına işlemiş pezevengin.Hatta yan daireye steteskop dayayıp dinnerdi bile. Buradan Geri nin kankalarına da seslenmek istiyorum.. Yaktınız lan çocuğun başını. Bırakaydınız kendi san'atıylan uraşsaydı.

Olmaz ya bu McKinnon şartlı veya erken tahliye olursa, süikasta filan da uğramazsa açıklar mı incelediği dosyaları?...

Bu haberden neler öğrendik peki?
-Arkadaş gazına gelmeyeceksin!
-İnsanın başına ne gelirse ya meraktan ya da meraktan gelir.
-UFO'lara filan fazla takılma bak Amarıga 2 dakkada harcar adamın geleceğini.

Reblog this post [with Zemanta]

All is full of love

31 Temmuz 2009 Cuma

“All Is Full of Love” coverImage via Wikipedia

Benim az işim war...
Siz bunu dinneyin...
Ben gelicem....
http://video.google.com/videoplay?docid=-1025673033973591170

Reblog this post [with Zemanta]

Damacana vs Kadın

24 Temmuz 2009 Cuma

Geçtiğimiz günlerde Bursa’da su taşıyan bir canlının asansörde boş damacanayla fiil-i zina halinde yakalandığı haberini aldık. Sözkonusu canlının damacanalarla olan ilişkisinin uzun zamandır sürüyormuş. Öncelikle buradan Bursalı kardeşlerime afiyet olsun diyor, kendilerine kuvvetli bir ağız gargarası almalarını öneriyorum. Zira ben Bursalı olsaydım alırdım. Bloglar, forumlar, haber sitelerinde bu davranış topa tutulmuş. Evet hijyen açısından iğrenç bir durum ama neden olmasın ki? Netçede şişme kadınlarda delikli plastik değil mi? Hatta bir damacananın bazı durumlarda kadınlardan daha bile cazip olduğunu düşünebiliriz. Mesela:
-Damacanalar kapris yapmaz; başı ağrımaz; dırdır etmez.
-Seviştikten sonra sarılmanızı, muhabbet etmenizi filan istemez.
-İlgi beklemez (Berkecaaan sen benimlen ilgilenmiosuan tarzı feveranları olmaz)
-Damacanaların ağabeyleri ya da babaları yoktur.
-Damacanayla aynı eve çıkabilirsiniz. Tatile çıkmanız biraz garip olur ama…
-İsterseniz koruyucu mavi bantı çıkarmadan sevişerek “bakire damacana fentezisi” yapabilirsiniz.
-Damacanaların bekaret takıntısı da yoktur zaten. Kenardan açmalı kapağı plöp die açıp kansız, acısız olayı bitirebilirsiniz.
-Hamile kalma ihtimali yoktur. Kondomsuz, kabuksuz seks yapabilirsiniz.
-İsterseniz üstüne oturmak suretiyle aktif olarak da kullanabilirsiniz (loud & proud gay arkadaşlarımızı ve bayanları da unutmadık)
-Sıkılırsanız vazo olarak da kullanabilirsiniz.
Zaten yüzyıllardır kadınlarına bir cisim ya da mal muamelesi yapmış bir kültür ve coğrafyanın insanı olduğum için yadırgamıyorum erkeklerin de “cisimsevici” olmasını.
Hamiş: Sonraki yazı:- Metrobüs ve vitrin mankenisevicilik
-10 adımda fuckbuddy nize balans ayarı yapın, lastiklerini değiştirin.
Daha gider bu….

Bütün Kızlar Otlandık Otlandık Otlandık

21 Temmuz 2009 Salı

İstanbul’da beceremediğim diyet işini burada halletmeye çalışıyorum. Malum bir Ege beldesinde bulunduğumdan her tür saçma sapan ot çeşidine ulaşımım gayet rahat. Geldiğimden beri çeşitli ot yemekleri, ızgara et, diyet peynir ve salata yiyerek yaşıyorum. Tabi buna yaşamak denirse. Lan tatile çıktığımdan beri bir top yalamuk (dondurma oluyor kendisi) yemişliğim bir bira içmişliğim yok. Ha bun a rağmen pek de bir yol alamadım ya neyse.
Öteyandan diyet aşkıyla ailemi de telef ettim. Hepsine kendi yediğim diyet yemeklerden yediriyorum; sabahın 7’sinde uyandırıp yürüyüşe çıkartıyorum. Geçen gün nenemi anneme beni İstanbul’a geri yollaması için emekli maaşından rüşvet teklif ederken yakaladım. Dayım eve beni alacaklarına bir adet montofon ineği alsalar en azından etinden sütünden yararlanacaklarını yüzüme haykırmakta bir sakınca görmedi.
Bana gelince…Açım lan! Çok açım….Kilo da veremiyorum.
Deniz börülcesi, kepek ekmeği, layt beyaz peynir, bilimum otlar ve sebzeler hepinizden nefret ediyorum! Çıkın lan hayatımdan.

Ühü! gideyim ben bir şeftali yiyeyim ara öğünüm geldi.


Reblog this post [with Zemanta]