Kutluyorum

27 Ekim 2009 Salı

Domuz girbine karşı önlem olarak ülkedeki tek (one and only) domuzu karantina altına alan Afganistan hükümetini kutluyorum...

Para Para Para

24 Ekim 2009 Cumartesi

Çok fakirim lan! Ben fakir olduğum gibi arkadaşlarımın da çok büyük bir kısmı fakir. Hiçbiriyle görüşemiyoruz bu yüzden. Karşılıklı Feysbık’tan birbirimize hindistancevizi ağacıyla tavuk yolluyoruz (paradise island muhabbeti). Eve hapsolduk!
Geçen sene miydi neydi 3 tane sıpa site açmıştı tatile gitmek istiyoruz ama paramız yok bize yardım edin diye. Hacı bizi tatile gönder kampanyası gibi bir şeydi. Bizde mi yapsak ki?
Misal: Sevgili arkadaşlar 20’li yaşlarının başında, gençliğinin baharında 3 sağlıklı genciz. Akranlarımız gibi gezmek, eğlenmek, içmek zıçmak istiyoruz ama paramız yok. Haydi pamuk eller cebe!
Yada şöyle de olabilir: Dün gece çok güzel bir rüya gördüm evin aşşasındaki tekelden 100 kontör almış arkadaşlarımı araya araya otobüs durağına yürüyordum. Azıcık bekledikten sonra taksim otobüsü geldi. Felekten bir gün çalmak için yola koyuldum. Taksim’e vardığımda hepsi benim gibi zengin arklarımla buluşup elbette önce bambi’ye uğradık tam 5’er adet (oha) ıslak hamburger yaratığıyla karnımızı duyurduktan sonra dünyaları içmek ve sapıtmak üzere nevizadeye filan aktık. Uyandığımda bunların hepsinin bir rüya olduğunu fark ettim zira bunların hiçbirini yapacak param yoktu. Hatta parasızlıktan vizyonum da daralmış rüyamda bile kontörlü telefon kullanıp, belediye otobüsüne biniyordum.
Allam nolur ya bizim de paramız olsun artık çek al bizi bu hayattan!
Süphaneke dinimiz amin…

Çok Kısa...

6 Ekim 2009 Salı

Live Era: '87-'93 album coverImage via Wikipedia

-Abi hani Guns'n Roses'ın bi şarkısı vardı ney..?
-Don't cry (lafı ağza tık)
-...Peki

Based on an true story

Reblog this post [with Zemanta]

Depresif Ergen misiniz?


Kimse sizi anlamıyor mu?
Dolabınızın tamamı siyah renkli kıyafetlerden mi oluşuyor?
İçinizden devamlı ağlamak mı geliyor (makyajınız hafif aksın diye)? Sınıfın yağuşuhlu yiğidosunun veya yavrusunun dikkatini çekmek için abartıp çocuğa/kıza intihara eğilimli olduğunuzu mu anlatıyorsunuz?
İçinizde kontrol edemediğiniz bir öfke varmışçasına insanlara çemkirmek hoşunuza mı gidiyor?
Nerde izbe, pislik kafe var oraya takılmayı havalı mı buluyorsunuz?

Bu soruların hepsine evet yanıtı verdiyseniz, kutlarız! Siz de depresif ergensiniz. Dünyanın en özel, en anlaşılmaz, en marjinal, en arıza ama çok zeki, dünyanın ağır yükü altında ezilmiş kişisisiniz. Ödül olarak size boklu konverslerimizin resmini yolluyoruz.
Depresif ergenlik hareketini destekliyor, içinizde hissediyorsanız sizde patlak konverslerinizin resmini çekin bize yollayın.
Dünyanın bütün depresif ergenleri birleşin!
Siyah depresyon hırkalarınızı kuşanın
Saçlarınızı karıştırın, makyajınızı akıtın
Dünyanın en hareketsiz gençlik hareketi başlıyor…..

PiEs: Şu anda Radiohead’den Creep çalıyür biliyor musun?

Kazığın Ucu

5 Ekim 2009 Pazartesi

Uzun zamandır yaptığım master muhabbetlerine ek olarak derslerin başlamasıyla birlikte her hocanın 3'er 5'er kitap ve makale kaktırması sonucunda şunu farkettim ki:

Kazığın sadece ucu sivriymiş gençler...

Cool Dingil

4 Ekim 2009 Pazar

Bugünkü yazımı müsaadenizle şiir formunda yazıcam.

Entellik ne şiir yazmaktır
Ne müze gezmek
Ne de şarap içmek
Amerika'da yaşayan sevdiceğin
Ben strip club a gidicem bebeyim
Demesine
İyi eylenceler hayatım diyebilmektir
Entel olmak

Kendini Cool girlfriend sanmak bedave
Geriye kalan herşey için
Mastırkard

Serbest kafiye oldu...

Entel Olmak Çok Pahalı Vol.2

30 Eylül 2009 Çarşamba

Hamza tabiyatlı bir insan olmama rağmen entel olma çabalarım hızla devam ediyor. Bugün “hep gitmek istenilen ama vakit bulunup gidilemeyen yerler” kontenjanından İstanbul Modern’e gittim sayın okuyucu. Resimler, heykeller ve özellikle de vidyo enstalasyonları beni benden aldı. Tamam o kadar da öküz değilim bir kısmını anladım hatta bayıldığım eserler de oldu ama genel olarak san’attan zerrece anlamadığımı bir kez daha acı bir şekilde tecrübe ettim. Mesela bir vidyoda beyaz zemin üzerinde zıp zıp zıplayan ve blöp blöp sesler çıkaran yeşil bir cisim vardı. Savaşla ilgili olduğu filan yazıyordu açıklamada. O vidyoyla savaşı o kadar çok bağdaştırmak isterdim ki sayın okuyucu bilemessin. Diğer bir vidyoda sanatçı bir odanın içinde her yeri öpüyordu. Bildiğiniz koltuk, parke, kırlent, duvar her şeyi ama..
Bu arada Sarkis’in 11 eylül 2009 – 10 ocak 2010 tarihleri arasında İst Modern’de sergilenecek olan Site isimli sergisine de değinmeden olmaz tabi. Siz hiç kabusunuzun içine girdiniz mi sayın okuyucu? Ben girdim. Bole deli deli resimler, manyak bir ışıklandırma, odacıklarda hört diye karşınıza çıkıveren askıdaki korkunç kıyafetler. Ben hayatımda bu kadar tedirgin olmadım lan! Ama güzel ve farklı, rahatsız edici ama zevkli.
Ancak sadece ben değil sanırım bizim millet genel olarak modern sanattan anlamıyor. Zira müzeyi gezenlerin büyük çoğunluğu yabancıydı. Allahım öyle güzel müze geziyor ki adamlar not alanı mı dersin her resmin önünde 15 dk takılanı mı dersin.
Sonrasında ise artık entelliğin dibine vurup Sıraselviler’de duvarları pespembe disko toplu tarif edecek kelime bulamadığım adını da şu an hatırlamadığım efsane bir mekana gittik. Onu da sonra anlatırım.
İstanbul modern’e gitmek isteyen kişilere tavsiyeler:
- Perşembeleri beleş
- Kafesine paranız yoksa takılmayın. Çok güzel ama çok kazık. Sallama çay 6 lira (Burası İstanbul diyenin ağzını kırarım!). Ha hediye mağazası da pahalı
- Çocuklar için eğitimleri var. Minik yavrularınızı götürün bakın anamız babamız bizi götürmedi biz böyle öküz olduk.
- Eserleri daha iyi algılayabilmek için kafanız güzel gidin (eşeğim lan ben!) ya da gitmeyin ne bileyim.
Son olarak yazımı bir şiirle sonlandırmak istiyorum:
Bugün anladım ki
Ne yaparsan yap
Sanat olabilir
Dilerim ki
Bir gün ben de
Anlarım tüm o
Resim, vidyo ve enstalasyonları

Ha bide arkadaşlarlan karar verdik bizde sanat yapçaz.


Reblog this post [with Zemanta]