Ünlü Rüya

4 Temmuz 2009 Cumartesi

Şunu farkettim ki 90!lara ait bir zaman diliminde yaşıyorum ben. Niye böyle bilmiyyorum ama sanırım çocukluğumu özlüyorum. Öyle çok matah bi çocukluğum da olmadı ama şu ankinden iyiydim sanırım.

Artık işsiz güçsüz bi kimse olduğum için yüzlerce saatimi internette geçirebiliyorum. Hep aklımda olan bir şarkıyı daha buldum buradan izleyebilirsiniz.

Bu şarkıyı bir kadın söylese hoş olmaz mı acaba ?

Çok yorulmuştum uyuyakaldım
Rüya gibi geldin ama birden yok oldun....


Nese şarkı da klip te bence gayet güsel...Ama vidyodaki abimin başına geleni allah düşmanıma vermesin!

Eni vici vokke......

Michael JacksonMichael Jackson via last.fm

Maykıl Ceksın öldü. İyice duygusallaştım lan. Abi benim çocuklarım şimdi bilmicek mi lan enivici vokke yi? Kemal sunal öldü, Barış Manço öldü şimdi de Maykıl...Ölmeyin ya bitmesin çocukluğumuz.

Bu sayede de ne kadder severmişiz Maykıl Ceksın'ı ve na kadar yanlış tanıyormuşuz bunu da öğrenmiş olduk..

Salı günü cenazesi yapılcakmış. Nası olucak acaba...

Teyk keyr maykıl! vi lav yu...



Reblog this post [with Zemanta]

Sex Sells!

2 Temmuz 2009 Perşembe

Naber gençler? İyilik sağlık nossun. Yarın işteki son günüm olacağı için kasmıyorum erken yatayım, uykumu alayım diye.
Bloguma bi bakayım dedim. Lan abi hakkaten kimse okumuyo ! Hatta iki gözümün çiçeği sevgilim olacak terbiyesiz bile girmemiş. Yani tamam çok büyük bir popülarite beklemiyodum ama lan bu kadarı da ayıp oluyo yani. Müzik felan da koydum; pavyona çevirdim sayfayı!

Neyse okunsun diye ayşe armanvari yaklaşımlarda mı bulunsam acaba? Ayıpçıl hikayeler filan mı anlatsam. Bi arkadaşımın başına geldi diye kendi hikayelerimi başkalarına mı mal etsem yada kendi hikayelerimi mi başkalarının ağzından anlatsam.
Bir ayşe arman olamam…olamam abi..bu konuya değinmek bile istemiyorum. Sanırım sadece ayaklarıyla insan öldürebilir kendisi hatta ayakları bağımsızlığını bile ilan edebilir.
Ayıpçıl hikaye anlatmaca olayı da bana ters, ben ole genital konulara inemem. Ayıp lan ne o ole feriştah gibi. Zaten en son birebir başımdan geçen en genital hikaye sokakta sevişirkene kitlenmiş 2 dene köpecik görmem. Köpekten 62 olmuştu garibanlar içim fena oldu.
Kısacası benim gibi içinde bir Hamza barındıran bir kişi için “sex sells” konsepti olmuyo…
Hamza diyorum abi...ilginç değilim ben lan!Ondan okumuyosunuz biliyorum.




Reblog this post [with Zemanta]

Mışıl....

1 Temmuz 2009 Çarşamba

Aslında bir sürü şey yazıcam ama çok uykum var ya!
İki gündür yeterli uyuyamıyorum. Uykumu alamıyorum….
Az uyuyum yazcam bişiler.
Hadi ben yattım
İyi geceler Benjamin
İyi geceler simen :D

engır menicmınt

28 Haziran 2009 Pazar

İçimdeki tarifsiz adam dövme isteğini sonlandıramadım hala
Bir ruh hastalığım mı var acaba?
Ruh hastası olsam da insanları dövmek, böyle ağızlarına çakmak
Kallavi bir "Xtr Lannn" çekmek
Hoş değil elbet....

Toplum için tehlike mi arz ediyorum acaba?
Ne fark eder ki aslında
Bir manyak daha eksik ya da fazla?

Kıçımdan uydurduğum bu "şiirimsi" yi dikkatinize sunarım

Gidelim Benjamin!

Gidelim abi...

Mazeretli Asabiyet Yazısı

25 Haziran 2009 Perşembe

Bugün kendimi seri katil gibi hissettiğim, aslında içimde nasıl bir manyak barındırdığımı fark ettiğim günlerden biri.
Aslında mizaç olarak sakin biriyim, hatta hep bokumda boncuk bulmuş gibi güler yüzlüyümdür. İnsanlara karşı toleransım çok yüksektir. Fakat bir noktadan sonra bir canavara dönüşüyorum. Böyle ayı gibi pençemi çıkarıp gadanallah diye insanlara dalasım geliyor.
Bugün İstanbul’un iğrenç yapış yapış sıcağını yüzümde hissettiğim an anladım; bugün o gündü.
İnsanlara karşı katıksız bir nefretin damarlarımda gezdiğini hissettim. Öfke bütün vücudumu dolaşıp, ensemden kafama beynime hücum ediyor böyle zamanlarda. İnanılmaz bir baş ağrısı ve baskı hissediyorum beynimin alt kısmında. Daha önce fark edemediğim şeyler aslında fark edipte görmezden geldiğim şeyleri düşünmeye başlıyorum. İnsanlara nasıl gereksiz değer verdiğimi fark ediyorum, aslında beni en sallamayan insanların benim en değer verdiklerim olduğunu düşünüyorum. Bazen nasıl adam yerine konmuyorum; bilseniz şaşarsınız sevgili okur. Sadece insanlara adam gibi davrandığım için insan gibi muamele görmek istediğimi tekrarlıyorum kendi kendime. Sonra özelden genele gidiyorum. Tam bu anlarda dünyadaki tüm insan ırkı ben dahil yok olsun ya da ben o insan ırkının hepsine tekme tokat dalayım istiyorum.
Mesela motora tam ben binecekken beni ittirip geçen kaltak müsveddesini, ayağımı tam motora atacakken hareket eden denize “düşeyazmama “ neden olan motorcuyu, tüm bu olaylara mal gibi bakan sözde güvenlik görevlilerini, minibüste parayı önündeki kişiye uzatmamak için duymuyo ayana yatan şerefsizleri, evime yürürken arkamdan kaldırıma çıkıp beni “ezeyazan” arabayı, konuyla o an alakası yok ama anamı gagalayan kargayı…bunların hepsini sabaha kadar dövmek, dinlenip bir daha dövmek istiyorum.
Şaka maka iyi dönmüşüm, dönebilmişim evime. Yoksa büyük ihtimalle helvamı yiyodunuz yarın filan.
Eve döndüğümde kapının uzun süre açılmaması, abimin kapıyı uykulu gözlerle açıp niye anahtarla açmıyosun kapıyı tandansında bi fırça kaymasıyla neşeme ayrı bir neşe kattım sevgili okur.
Kendimi odama zor attım. İstemiyorum lan insan çevremde! Darıca’ya yerleşicem!!
Sonra Feysbook’umu açtım bir vidyo takıldı gözüme. Mustafa Topaloğlu Gerizekalı Sevgilim. Dinlemeye başladığımdan beri göz yaşları içerisinde gülüyorum…Sanırım sinirlerim çok bozuk, evet bozuk…Gidelim Benjamin…Gidelim Simen


Reblog this post [with Zemanta]

Olduramadım

21 Haziran 2009 Pazar

Yandaki arabayı dikizlemek… Çocukluğumdan beri vazgeçemediğim bir aktivitedir. Minik bir yavruyken özellikle uzun yolculuklarda burnumu cama yapıştırır diğer insanların arabalarının içini televizyon gibi seyrederdim; içeride eğer varsa yaşıtım çocuğa el sallar abuk subuk hareketler yapardım. Hala da yapıyorum, abuk subuk hareketleri değil tabi lan! Sadece insanları inceliyorum. Ne var lan bunda diyebilirsiniz. Haklısınız esasen. Hiçbir özelliği yok yaptığımın.
Tek bir şey fark ettim. Çok benziyoruz birbirimize hem de çok. Esasen bir karınca sürüsünden hiçbir farkımız yok. Mesela arabalardan birinde üç kişilik bir aile vardı. Anne hayattan bezgin, baba yorgun, çocuk arka koltuğa tırmanıyor. Anne hem bezgin hem çocukla uğraşıyor, baba aynı dikkatle araba kullanmaya devam ediyor. Baba kararlı, baba sinirli. Sollayan minibüsçüye vites değiştirdiği kolunu kaldırıp “ne ayaksın hemşerim” hareketi yapıyor. Bindiğim otobüs hızlanıyor; üç kişilik sinirli baba ailesini kaybediyorum.
Göz hapsindeki yeni arabamın içinde bir çocuk ve bir genç kız var. Kız camdan dışarı bakıyor; oğlan radyoyla oynuyor. Garip bir şekilde suskunlar. Sonra kız aniden hızlı hızlı bir şeyler söylüyor. Manyaklığı ele alıp dudaklarına odaklanıyorum kızın. Sadece her kelimenin sonuna “yani” koyan insanlardan olduğunu anlıyorum; yada anlayamıyorum. Hatta muhtemelen yanlış anlıyorum.
Sonra sinirli baba ailesinin bir değişik varyasyonuna rastlıyorum. Bu sefer arkada 3 çocuk var. Anne türbanlı, bol altın bilezikli; baba “bıyıhlı” ve tabi ki sinirli. İlk aileden pek bir farkları yok yani. Ha kadının elinde b,r poşet var; çocuklar da çips yiyor.
Sıra benim en çok özendiğim insan araba tipine geliyor. Özenmek değil ama söyle diyeyim akşam tıkış tıkış bir otobüsün içerisinde giderken, ah ulan şu arabada ben de olsaydım dediğim araba. Aslında bir araba da değil bir konsept, yaşam tarzı…
Önce arkadan görüyoruz. Ben arabadan anlamam ama “sıfır” sanırım. Arka cam da “University of… Tırıvırı” ya da “Tırıvırı University” yapıştırması var. Yalnız buradaki tırıvırı sizin üniversitede hayaliniz olan okula denk düşmektedir. Benim için Boğaziçi’ydi mesela. Ha bir de “baby on board” zımbırtılarından. İçerideki tipin şişman, kel ve şerefsiz olduğunu düşünerek içime su serpiyorum. Trafik tıkanınca içeridekinin şişman ya da şerefsiz olmadığını görüyorum. Hem çocuk hem kariyer yapmış bir yavru var içeride Saçları güzelce toplanmış ama öyle başöğretmen topuzu gibi değil, üstünde güzel bir takım var güneş gözlükleri şahane. Makyajının görülebilir kısmı akşam olmasına rağmen akmamış. Vites kolunun orada bir Starbucks bardağı, vites kolu otomatik. Otomatik vites koluyla bardak uzun zamandır tanışıyor hatta; hiç yadırgamıyorlar birbirlerini. Ön camda yaşadıkları özel bir sitenin logosu da mevcut…
Özenti yada kavruk bulabilirsiniz belki ama. “Tamamıyla tamamlanmış bir hayat” değil mi bu? Şu anda her birimizin edinmek için kıçını yırttığı şeyler değil mi bunlar? İnsan gibi yaşama hakkı, işinden evine dönerken yollarda sürünmeden dönme hakkı… Basit şeyler aslında.
Diyordum ya çok benziyoruz birbirimize karınca sürüsü gibiyiz. Sinirli babalar, suskun analar, pij çocuklar, tribal hatunlar, kurtlar vadisi ağabeyler. Bu kariyer kadınlarından mesela binlerce var. Ben de bunlardan olayım lan noolur! Minibüste sürünen orta sınıf tombik kız olmak istemiyorum artık. Bi oldurun be!

Reblog this post [with Zemanta]